Akademik Personelin Disiplin Soruşturmalarında Savunma Hakkı

Gerek 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, gerekse de 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 53/ A – 2 (a) maddesi uyarınca, “Soruşturulana, iddialar hakkında savunma imkânı tanınmadan disiplin cezası verilemez”.

Başka bir ifade ile, soruşturulanın savunmasının alınması zorunludur. Bu savunma hakkının ise tüm unsurlarıyla layıkıyla kullandırılması gerekmektedir. Usulsüz savunma alınarak verilen disiplin cezaları, savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle, usul yönünden hukuka aykırı olacaktır.

Üniversite disiplin soruşturmalarında, savunma hakkının layıkıyla kullanılabilmesi için, kişinin hakkındaki iddiaları ve ayrıntılarını öğrenmesi şarttır. Ancak soruşturmacılar, “soruşturmanın gizliliği esası”ndan bahisle bu tür bilgileri gizlemekte, soruşturulana dosya örneği vermemekte, hakkındaki iddiaların ayrıntısını bildirmemekte, dayanak evrakı paylaşmamaktadırlar.

Disiplin soruşturmasının gizliliği ilkesi gereğince, soruşturmaya ilişkin her türlü yazışmanın mümkün olduğu derecede gizli yapılması esas olduğunda şüphe yoktur. Bu sayede, hem idari sırların üçüncü kişiler tarafından öğrenilmesi engellenecek, hem de delillerin karartılma ve yok edilme riski azalacaktır. Ve fakat soruşturmanın gizliliği ilkesi hakkında soruşturma açılan/ soruşturmanın tarafı olan kamu görevlisi için geçerli değildir. Soruşturmanın gizliliği sağlanmaya çalışılırken adil yargılanma hakkını kısıtlayacak derecede hakkında soruşturma açılan kamu görevlisinden bilgi ve belge saklanması Anayasa’nın 36. maddesinin (hak arama hürriyeti) ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinin (adil yargılanma hakkı) ihlali anlamına gelir ki bu durum hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmaz.

Nitekim Danıştay içtihadı da bu hususu açıkça hükme bağlamaktadır.

Buna göre, silahların eşitliği ilkesi gereğince toplanan deliller hakkında taraflara görüş bildirme olanağı; soruşturulana işlemin dayanağı olan her türlü bilgi ve belgeye ulaşabilme, bu belgeleri inceleyebilme ve belge örneklerini alabilme olanağı tanınmalı; ancak bu imkân tanındıktan sonra makul süre verilerek savunma sunması istenmelidir.

İçtihatta da belirtildiği üzere, soruşturulanın ancak soruşturma raporunda yer verilen maddi olayı, tanık ifadelerini, inceleme yapanın görüş ve kanaatini, işlemin hukuki dayanağını, soruşturmacının önerilerini açık ve etraflı bir biçimde öğrenme suretiyle adil yargılanma hakkını kullanabileceği, incelenemeyen bir soruşturma dosyasına ve raporuna karşı iddia ve savunmada bulunmanın zor hatta imkansız olduğu açıktır. Bu taleplerin yerine getirilmemesi ise, savunma hakkının hukuka aykırı olarak kısıtlanması sonucunu doğuracak olup bu usulsüzlükle tesis edilen ceza işlemlerinin yargı yerlerinde iptali sonucunu doğurabilecektir.