Anayasa’nın sosyal güvenlik bakımından özel olarak kurulması gereken başlığını taşıyan 61/ 2 maddesi uyarınca “Devlet, sakatların korunmalarını ve toplum hayatına intibaklarını sağlayıcı tedbirleri alır.” Bu amacın gerçekleştirilmesi için İş Kanunu’nda işyerlerinde belirli sayıda engelli istihdamı zorunluluğu getirilmiş ve genel olarak engellilerin sorunlarının çözümü ve topluma katılmalarının sağlanması için 1.7.2005 tarihli ve 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun öngörülmüştür.
İş Kanunu’nun 15.5.2008 tarihli ve 5763 sayılı yasayla değişik 30/ 1 maddesine göre “işverenler, elli veya daha fazla işçi çalıştırdıkları özel sektör işyerlerinde yüzde üç engelli, kamu işyerlerinde ise yüzde dört engelli ve yüzde iki eski hükümlü işçiyi meslek, beden ve ruhi durumlarına uygun işlerde çalıştırmakla yükümlüdürler.”
Görüldüğü gibi, adı geçen kişileri çalıştırma zorunluluğunun doğabilmesi için her şeyden önce işyerinde elli veya daha fazla işçi çalıştırılması gerekir. Elliden daha az işçi çalıştıran işverenler için böyle bir zorunluluk söz konusu değildir.
Bununla beraber İş Kanunu madde 30/ 1’e göre “Aynı il sınırları içinde birden fazla işyeri bulunan işverenin bu kapsamda çalıştırmakla yükümlü olduğu işçi sayısı toplam işçi sayısına göre” hesaplanacağından gerek yükümlülüğün doğumunda gerek çalıştırılması zorunlu kişi sayısının saptanmasında işverenin aynı il sınırları içinde toplam işçi sayısı esas alınır.
İş Kanunu zorunlu olarak çalıştırılacak işçilerin oranını belirlemiştir. Elli veya daha fazla işçi çalıştıran özel sektör işyerlerinde eski hükümlü çalıştırma zorunluluğu getirilmemiş buna karşın yüzde üç oranında engelliyi meslek, beden ve ruhi durumlarına uygun işlerde çalıştırma yükümlülüğü öngörülmüştür. Kamu işyerlerinde ise çalıştırılacak engelli oranı yüzde dört, eski hükümlü oranı yüzde ikidir. Bu oranların hesaplanmasında yarıma kadar kesirler dikkate alınmaz, yarım ve daha fazla olanlar tama dönüştürülür (İş Kanunu m. 30/ 2).
İş Kanunu’nun 30/ 2 maddesi “Bu kapsamda çalıştırılacak işçi sayısının tespitinde belirli ve belirsiz iş sözleşmelerine göre çalıştırılan işçiler esas alınır. Kısmi süreli iş sözleşmelerine göre çalışanlar çalışma süreleri dikkate alınarak tam süreli çalışmaya dönüştürülür.” Görüldüğü gibi, esas alınacak işçi sayısının belirlenmesinde iş akitlerinin belirli veya belirsiz süreli olması önem taşımaz, ancak alt işverenin işçileri, geçici iş ilişkisine göre çalıştırılan işçiler, çıraklar, stajyerler göz önünde tutulmaz. Buna karşılık, kısmi süreli çalışanların iş süreleri toplanır.
İşverenler çalıştırmakla yükümlü oldukları işçileri Türkiye İş Kurumu aracılığıyla sağlarlar. İş-Kur’a portal sistemi üzerinden işveren olarak kayıt olarak giriş ve başvuru yapılması gerekmektedir.
İş Kanununda işverenlerin engelli çalıştırma zorunluluğuna uymaması halinde hukuki yaptırım yer almamakta, buna karşılık idari para cezası öngörülmüş bulunmaktadır. Aynı Kanun madde 101 uyarınca, işveren, çalıştırmadığı her engelli için her ay karşılığı 13.598.-TL idari para cezası ödeyecektir. Buna rağmen kontenjan açığını kapatmayan işverene kontenjan açığını kapatıncaya kadar idari para cezası uygulanmaya devam edilir. Kamu kuruluşları da bu para cezasından hiçbir şekilde muaf tutulamaz. Cezalar, doğrudan Türkiye İş Kurumu il müdürlüğü tarafından verilir.