Dernek – İktisadi İşletme İlişkisi

Kural olarak, her dernek tüzüğünde, ileride yapılacak bir tüzük değişikliğinde yaşanması muhtemel sorunları bertaraf etmek adına, matbu olarak bir “iktisadi işletme kurma yetkisi” eklenir.

Tüzükte böyle bir yetki tanınmakla birlikte derneğin iktisadi işletme kurmaması, salt tüzükte bu hüküm bulunduğu halde kurulmadığından bahisle bir yaptırıma tabi tutulmaz. Ancak derneğin ekonomik faaliyetlerinin boyutuna göre zamanla dernek iktisadi işletme kurmak zorunda kalabilecektir.

Derneğin bilhassa mali faaliyetlerinin ticari faaliyet kapsamında ve boyutunda olması halinde buradaki en büyük sorun vergisel açıdan doğacağından artık iktisadi işletme üzerinden faaliyet yürütülmesi gerekebilecektir.

İktisadi işletme açısından faaliyetin boyutu önemlidir. Zira makbuzla, belirli yerlere kutu koyma, banka hesabı açtırarak, yardım pulu çıkararak, eşya piyangosu, kermes, sergi, spor gösterisi, gezi ve eğlence düzenleme gibi gelir elde etme yolları da bulunmakta olup bu eylemler Dernekler Kanunu ve yardım toplama mevzuatı kapsamında doğrudan dernek tarafından da yapılabilecek işlemler niteliğindedir. Ancak ticari/ iktisadi iş sayılacak kapsamdaki işlerin yürütülmeye başlanması halinde oluşacak gelir elde etme ve/ veya harcama nedeniyle iktisadi işletme yine gerekli olacaktır.

Sözü edilen mali faaliyetler konusunda bu faaliyetlerin/ akışın özellikle devamlılık arz etmesi, belli boyutların üzerinde gelir gider akışı olması, yapılan organizasyonların kapsamı gibi unsurlara bakarak bunun ticari olup olmadığına kanaat getirilmektedir. Bu halde de iktisadi işletme kurulması “pratikte” zorunlu hale gelmektedir.

Peki iktisadi işletme kurulduktan sonra dernek ve iktisadi işletme ilişkisi hakkında nelerden söz edebiliriz?

  1. Dernekler, bünyelerinde kurulan İktisadi işletmeler nedeni ile tacir sıfatı kazanırlar.
  2. Derneklerin İktisadi İşletmelerinin tüzel kişilikleri bulunmadığından bünyesinde iktisadi işletme tesis eden dernek, kurduğu iktisadi işletmeden kaynaklı her türlü hak, alacak, borç ve yükümlülüklerden tam sorumlu olmaktadır.
  3. İktisadi İşletme, dernek tüzel kişiliğinden ayrı bir vergi yükümlüsü olur. Ancak Dernek İktisadi İşletmesi Dernekten ayrı veya bağımsız bir kimliğe sahip değildir.
  4. Asıl tacir olan dernektir. İktisadi işletmenin tacir hüviyeti bulunmaz. Bununla birlikte iktisadi işletme müdürlerinin sorumluluğu konusunu hukuk biraz daha farklı ele alır. Şöyle ki, bir yandan iktisadi işletme Kurumlar Vergisi Kanunu uyarınca kazançları, kurumlar vergisine tâbi olan şirketler arasında sayılmaktadır ve fakat aslında şirket değildir. Diğer yandan ise Türk Ticaret Kanunu’nun 12/ 3 maddesi uyarınca, Türk Ticaret Kanununda sayılan şirketler veya “her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur” denilmektedir. İşte iktisadi işletmeler, hukukta, burada ifade edilen “her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket” kabul edilmekte ve iktisadi işletmenin kendisi değil, iktisadi işletmenin müdürü “tacir gibi sorumlu” tutulmaktadır. Tüzel kişiliği bulunmayan iktisadi işletmeyi dernek tüzel kişiliği kurduğu anda dernek doğrudan tacir kabul edilmektedir.
  5. İktisadi işletme adı ile tesis edilen her türlü taahhüt ve tasarruf işlemi dernek tüzel kişiliğinin işlemi sayılacaktır. Zira tacir olan dernek tüzel kişiliğidir. Bu ilişki öylesine birbirine bağlıdır ki, iktisadi işletmenin müdürünün yetki süresi, dernek yönetim kuruluyla aynı olmaktadır. Başka bir ifade ile dernek yönetim kurulu değiştiğinde yeni yönetim tarafından (aynı veya farklı kişi/ kişilere iktisadi işletme müdürü olarak) yeniden yetkilendirme yapılmaktadır.
  6. İktisadi işletmeler ile derneğin ayrı karar defteri tutması mümkün olduğu gibi aynı defteri de kullanabilirler. Ancak tavsiyemiz ayrı defter tutulmasıdır. Bu defterler bilanço usulüne göre tutulmaktadır.