“Kabahat”, kanunun karşılığında idari yaptırım uygulanmasını öngördüğü fiiller olarak tanımlanabilir.
765 sayılı Türk Ceza Kanunu (“TCK”) döneminde TCK’nin içinde düzenlenen kabahatlere ilişkin hususlar, 5237 sayılı TCK’nin yürürlüğe girmesi ile 5326 sayılı ayrı bir kanun olan Kabahatler Kanunu (“KK”) ile düzenlenmiştir.
Özel kanunlarda da kabahat olarak tanımlanan pek çok fiil yer alır. Ve hatta KK bünyesinde az sayıda kabahat fiiline yer verilmiş olup kabahat oluşturan fiiller aslında çoğunlukla özel kanunlarda bulunur. Bu özel kanunlarda o kanunun düzenleme alanına ilişkin farklı fiiller, yaptırımlar, usul ve sonuçlar düzenlenir. Ancak, bu özel kanunların varlığına karşın, (bu kanunlarda aksi yönde hüküm bulunmuyorsa) idari yaptırım kararlarına karşı başvurulacak kanun yolları açısından yine KK hükümleri uygulanacaktır. İdari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında ise doğrudan KK uygulanacaktır.
KK, TCK’deki kadar sıkı olmayan bir kanunilik ilkesini kabul eder. “Açık ceza normu” da denen bu düzenleme türü ile hangi fiillerin kabahat oluşturduğu, kanunda açıkça tanımlanabileceği gibi; kanunun kapsam ve koşullarını belirlemesi üzerine hükmün içeriği, idarenin genel ve düzenleyici işlemleriyle de doldurulabilecektir. Bununla birlikte, bu tip normların da örf ve âdete dayanarak suç ve ceza koyma yasağına, belirlilik ilkesine, kıyas yasağı ve geçmişe yürüme yasağına tabi olduklarını unutmamak gerekir.
Kabahatler karşılığında öngörülen idari yaptırımlara ilişkin kararların yerine getirilmesi bakımından “derhal uygulama kuralı” geçerlidir. Daha açık bir ifade ile, idari yaptırım kararı verilmiş ve fakat henüz infaz gerçekleşmemişken infaza ilişkin kanun değişikliği olursa, bu değişiklik derhal uygulanacaktır. Değişikliğin lehe ya da aleyhe olmasının önemi yoktur. Buna göre örneğin, 7 gün içerisinde ödenmesi halinde %20 indirim yapılacağı öngörülen bir idari para cezasında, kişi henüz ödemeyi gerçekleştirmeden kanun değişir ve indirim düzenlemesi kaldırılırsa, kararın verildiği tarihte yürürlükte olan indirimli ödeme hükmünün daha lehe olduğu ileri sürülerek onun uygulanması talep edilemeyecektir. Nitekim bu uygulama, ceza hukukundaki, infaz rejimine ilişkin değişikliklerin derhal uygulanması ilkesine de uygundur. Bu husus Yargıtay kararları ile de teyit edilir.
KK, Türkiye’de ve Türkiye sayılan yerlerde işlenen kabahatler hakkında uygulanır. İstisnai olarak, yurt dışında işlenmesi halinde Türkiye’de idari yaptırım uygulanacağı öngörülen kabahatler de bulunur. Örneğin, 854 sayılı Deniz İş Kanunu’nun 51. maddesine göre, gemi adamlarının ücret, kıdem tazminatı, fazla mesai ücreti gibi ödemelerini yerine getirmeyen işveren veya işveren vekili hakkında idari para cezası uygulanacağı, fiillerin yurt dışında işlenmesi halinde ise verilecek cezaların iki kat olarak verileceği öngörülmüştür. Bu durumda, geminin nerede bulunduğunun önemi yoktur; gemi, Türk kara sularında, açık denizde ve bunun üzerindeki hava sahasında, Türkiye’nin kıt’a sahanlığında veya münhasır ekonomik bölgesinde tesis edilmiş sabit platformlarda (Bkz. TCK md. 8) bulunmayabilir. Yine de gemi hakkında, sayılan fiiller nedeniyle Türkiye’de idari yaptırım uygulanabilecektir.