Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı ve AİHS Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesinde mülkiyetin korunması düzenlenir. Mülkiyet hakkı; mevcut mal, mülk ve varlıkları koruyan bir güvence olup ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını da kapsar. Bu bağlamda, taşınır ve taşınmaz mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar, fikri haklar, icrası mümkün olan her türlü alacak da mülkiyet hakkının kapsamına dâhildir.
“Ekonomik değer” veya icrası mümkün bir “alacak” söz konusu olduğunda AYM, bu değeri elde etmeye yönelik “meşru bir beklenti” şartını arar. Meşru beklenti için;
– Makul bir şekilde ortaya konmuş icra edilebilir bir alacaktan doğmalı,
– Ulusal mevzuatta belirli bir kanun hükmünden kaynaklanmalı veya
– Başarılı olma ihtimalinin yüksek olduğunu gösteren yerleşik bir yargı içtihadına dayanmalı,
– Yeterli somutluğa sahip nitelikteki bir beklenti olmalıdır.
Bu nedenle, parasal haklara ilişkin taleplerin yasal veya içtihadi dayanağa sahip olması ve belgelendirilebilir olması önemlidir.
AİHM ve AYM tarafından,
– Kamu görevlilerine yapılan parasal hak ödemelerinin kesilmesi veya ödeme oranlarının düşürülmesi sonucunda bireyin maaşında meydana gelen azalmanın,
– Kamu görevlilerinin maaşlarının ya da emeklilik aylıklarının düşürülmesine ilişkin başvuruların,
– Maaşlarda meydana gelen azalmaların mülkiyet hakkı güvencesi kapsamında kabul edildiğini de not etmekte fayda vardır.
Ancak farklı kadrolar arasındaki maaş farklarının kamu görevlilerine belirli katsayılar üzerinden ödenmesi noktasında bir güvence sağlamaz.