Sosyal Ağ Sağlayıcı Tarafından Çocuklara Özgü Ayrıştırılmış Hizmet Sunulmasına ve Yaş Doğrulamaya İlişkin Yönetmelik Üzerine Bir Değerlendirme

I. Giriş

Çocukların çevrim içi ortamda korunması, son yıllarda karşılaştırmalı hukukta düzenleyici ilginin merkezine yerleşmiştir. Avrupa Birliği’nde Dijital Hizmetler Tüzüğü’nün (DSA) 28. maddesi çevrim içi platformlara reşit olmayanlar bakımından yüksek düzeyde gizlilik, emniyet ve güvenlik sağlama yükümlülüğü getirmiş; Avustralya ise 2024 yılında kabul ettiği düzenlemeyle onaltı yaş altındaki kişilerin belirli sosyal medya hizmetlerinde hesap sahibi olmasını yasaklamıştır. Türk hukukunda bu eğilimin karşılığı, 7578 sayılı Kanunla 5651 sayılı Kanunun ek 4. maddesinde yapılan değişiklikler ve bu değişikliklere dayanılarak Siber Güvenlik Başkanlığınca çıkarılan Sosyal Ağ Sağlayıcı Tarafından Çocuklara Özgü Ayrıştırılmış Hizmet Sunulmasına ve Yaş Doğrulamaya İlişkin Yönetmelik (“Yönetmelik”) olmuştur.[1]

Yönetmeliğin önemi yalnızca çocuk kullanıcılarla sınırlı değildir. Hesap oluşturma aşamasında yaş doğrulamasını zorunlu kılan ve mevcut hesapların tamamının 31.3.2027 tarihine kadar doğrulanmasını öngören sistem, fiilen Türkiye’den erişilebilen sosyal ağ hizmetlerinin bütün kullanıcılarını, dolayısıyla yetişkinleri de kapsamaktadır. Bu nedenle düzenlemenin değerlendirilmesi; çocuğun yüksek yararı ile ifade özgürlüğü, özel hayatın gizliliği, kişisel verilerin korunması ve hizmet sağlayıcıların ekonomik özgürlükleri arasındaki dengenin nasıl kurulduğu sorusuna verilecek cevaba bağlıdır.

II. Kanuni Dayanak

A. 5651 Sayılı Kanun

Yönetmeliğin 3. maddesine göre düzenleme, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunun ek 4. maddesinin yedinci, yirminci ve yirmibeşinci fıkralarına dayanmaktadır. Yaptırımı düzenleyen 11. madde de aynı fıkralara atıf yapmakta ve yaptırımın uygulanması, tebliği, itiraz süreçleri ile kaldırılması bakımından ek 4. maddenin “ilgili hükümlerine” göndermede bulunmaktadır. Bu atıfların doğru okunabilmesi için ek 4. maddenin 2026 yılında iki ayrı kanunla geçirdiği değişikliklerin birlikte ele alınması gerekir.

B. 7578 Sayılı Kanun: Onbeş Yaş Eşiği ve Ebeveyn Kontrolü

22.4.2026 tarihinde kabul edilen ve 1.5.2026 tarihli ve 33240 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7578 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 22. maddesi, 5651 sayılı Kanunun ek 4. maddesinde şu değişiklikleri yapmıştır:[2]

  • Yedinci fıkra yeniden düzenlenmiştir. 7418 sayılı Kanunla getirilen önceki metin, sosyal ağ sağlayıcıya yalnızca “çocuklara özgü ayrıştırılmış hizmet sunma konusunda gerekli tedbirleri alma” yükümlülüğü yüklemekteydi. Yeni metne göre sosyal ağ sağlayıcı onbeş yaşını doldurmamış çocuklara hizmet sunamaz ve bunun için yaş doğrulama dâhil gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür; onbeş yaşını doldurmuş çocuklara özgü ayrıştırılmış hizmet sunar ve alınan tedbirleri kendi internet sitesinde yayınlar.
  • Ondokuzuncu fıkradan sonra dört yeni fıkra eklenmiştir. Yeni yirminci fıkra ebeveyn kontrol araçlarını (hesap ayarlarının kontrolü; ücrete dayalı işlemlerin ebeveyn iznine bağlanması; kullanım süresinin izlenmesi ve sınırlandırılması), yirmibirinci fıkra aldatıcı reklamlara karşı tedbir yükümlülüğünü, yirmiikinci ve yirmiüçüncü fıkralar ise günlük erişimi on milyonu aşan sağlayıcılar bakımından acil kararların bir saat içinde uygulanmasını ve kaldırılan içeriğin yeniden yayınlanmasının önlenmesini düzenlemektedir. Diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiştir.
  • Yaptırım fıkrası genişletilmiştir. Teselsül öncesinde yirminci, teselsül sonrasında yirmidördüncü sıraya geçen yaptırım fıkrasının kapsamına yeni yirminci, yirmibirinci ve yirmiüçüncü fıkralar alınmış; idari para cezasının tebliğinden itibaren otuz gün içinde yükümlülüğün yerine getirilmemesi hâlinde reklam yasağı, ardından sulh ceza hâkimliği kararıyla yüzde elli ve yüzde doksana kadar bant genişliği daraltılması öngörülmüştür.

C. Yetkinin Siber Güvenlik Başkanlığına Devri

Yönetmelik, Siber Güvenlik Başkanlığınca çıkarılmış ve 7590 sayılı Kanunun 27. maddesiyle 5651 sayılı Kanunun ek 4. maddesindeki ve henüz yürürlüğe girmemiş 7578 sayılı Kanunun 22 ve 23. maddelerindeki “Kurum” ibareleri “Başkanlık” olarak değiştirilmiştir.

D. Yönetmelik ve Dayanak Kanun Hükmünün Yürürlüğü

Yönetmelik 10.10.2026’da yayımlanmış, dayandığı yedinci fıkranın yeni metni ile yirminci ve yirmibeşinci fıkralar (bu numaralarla) 1.11.2026’da yürürlüğe girecektir.

III. Yönetmelikle Öngörülen Sistem

Yönetmeliğin kurduğu yapı beş unsur etrafında özetlenebilir:

  1. Yaş eşiği ve kapsam. Türkiye’den erişilebilen yurt içi veya yurt dışı kaynaklı tüm sosyal ağ sağlayıcılar, onbeş yaşını doldurmamış çocuklara hizmet sunamaz (m.2, m.5/1). Ek 4. maddenin diğer bazı fıkralarındaki günlük bir milyon erişim eşiğine Yönetmelikte yer verilmemiştir.
  2. E-Devlet merkezli yaş doğrulama belirteci. Yaş doğrulama e-Devlet Kapısı üzerinden yapılır. Kullanıcı kimlik doğrulaması yaparak Başkanlığın sunduğu çevrim içi hizmetten bir belirteç üretir; belirteç yalnızca onbeş ve onsekiz yaş eşiklerine ilişkin bilgiyi içerir, platformdaki kullanıcı adını veya kullanıcıyı belirlenebilir kılan başka bir veriyi içermez. Kullanıcı belirteci platforma yükler; platform belirtecin Başkanlıkça üretildiğini teyit eder ve yalnızca yaş doğrulama amacıyla kullanabilir (m.7). Doğrulama hesap oluşturma aşamasında zorunludur; hizmet süresince platformun kendi belirleyeceği tekli veya katmanlı yöntemlerle devam eder ve makul şüphe hâlinde hesap askıya alınarak yeniden belirteç istenir (m.6).
  3. Ayrıştırılmış hizmet. Onbeş-onsekiz yaş aralığındaki hesaplar varsayılan olarak gizli olup kamuya açık olma seçeneği sunulamaz; takipçi ve takip edilen listeleri görünmez; yalnızca takip edilen hesaplar mesaj gönderebilir ve görüldü bilgisi gösterilemez; rehber ve kişi listesi senkronizasyonu yasaktır; hesap öneri sistemlerine konu edilemez; ekran görüntüsü alınmasını engelleyici teknik tedbir alınır; canlı yayın özelliği sunulamaz; sonsuz kaydırma ve otomatik oynatma niteliğindeki arayüzler yasaktır; profilleme, davranışa dayalı kişiselleştirme ve kişiselleştirilmiş ticari reklam yapılamaz (m.8).
  4. Ebeveyn kontrol araçları. Hesap ve özellik ayarları, ücretli işlemlerde ebeveyn onayı ve harcama limiti, kullanım süresinin izlenmesi ve sınırlandırılması ile konum paylaşımına ilişkin mekanizmalar asgari içerik olarak öngörülmüş; araçların etkinleştirildiğinde çocuğa bildirilmesi ve çocuğun mahremiyetini orantısız biçimde ortadan kaldırmayacak şekilde tasarlanması istenmiştir (m.9).
  5. Usul güvenceleri ve geçiş. Ücretsiz, Türkçe ve erişilebilir bir itiraz mekanizması kurulması, itirazların tamamen otomatik sistemlerle sonuçlandırılmaması, itiraz sonuçlanıncaya kadar verilerin silinmemesi ve yıllık şeffaflık bildirimi öngörülmüştür (m.10). Mevcut hesapların 31.3.2027’ye kadar en az bir kez belirteçle doğrulanması zorunludur; onbeş yaş altında olduğu tespit edilenlerin hesapları kapatılır ve verileri itiraz süreci sonrasında silinir (geçici m.1).

IV. Değerlendirme

A. Kanunilik İlkesi ve Yasama Yetkisinin Devredilmezliği

Anayasanın 13. maddesi temel hak ve özgürlüklerin ancak kanunla sınırlanabileceğini, 20. maddesinin üçüncü fıkrası ise kişisel verilerin hangi hâllerde ve nasıl işlenebileceğinin kanunla düzenleneceğini öngörmektedir. Anayasanın 7. maddesindeki yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesi de kanun koyucunun temel kuralları koyup çerçeveyi belirlemesini, idareye ancak bu çerçeve içinde ve teknik ayrıntılara ilişkin bir düzenleme alanı bırakmasını gerektirir.

Bu ölçüt bakımından ek 4. maddenin yedinci fıkrası, yaş eşiğini ve yaş doğrulama yükümlülüğünü kanun düzeyinde belirlemekle birlikte doğrulamanın yöntemine, hangi kurumun hangi altyapı üzerinden doğrulama yapacağına ve bu süreçte hangi verilerin kim tarafından işleneceğine ilişkin herhangi bir ölçüt içermemektedir. Yönetmelik ise e-Devlet Kapısını yaş doğrulamanın tek yolu olarak belirlemekte (m.7/1) ve böylece Türkiye’de sosyal ağ hizmeti kullanmak isteyen herkesin devlet tarafından işletilen bir kimlik doğrulama altyapısından geçmesini zorunlu kılmaktadır. Yetişkinler dahil tüm kullanıcıları etkileyen ve kişisel veri işlenmesini zorunlu kılan bu tercihin, idarenin yönetmelik ile takdirine bırakılabilecek teknik bir ayrıntı olmaktan çok, kanunla düzenlenmesi gereken asli bir unsur niteliği taşıdığı düşüncesindeyiz.

Aynı tespit ayrıştırılmış hizmet yükümlülükleri bakımından da geçerlidir. Kanun, sosyal ağ sağlayıcının onbeş yaşını doldurmuş çocuklara özgü ayrıştırılmış hizmet sunma konusunda “gerekli tedbirleri” almasını öngörmekle yetinirken, Yönetmeliğin 8. maddesi canlı yayın yasağından kamuya açık hesap yasağına, rehber senkronizasyonu yasağından ekran görüntüsü engellemeye kadar ürün tasarımına doğrudan müdahale eden ve ihlali kanunda öngörülen ağır yaptırımlara (reklam yasağı, bant daraltma) bağlanan çok sayıda yeni yükümlülük getirmektedir.

Kabahatler Kanununun 4. maddesi, kanunun çerçevesini çizdiği kabahat tanımlarının içeriğinin idarenin düzenleyici işlemleriyle doldurulmasına imkân tanımaktadır; ancak çerçevenin yalnızca “gerekli tedbirler” ifadesinden ibaret olması, Anayasa Mahkemesinin belirlilik ve öngörülebilirlik ölçütleri karşısında tartışmaya açıktır. Nitekim Anayasa Mahkemesi idarenin bu düzenleyici işlemlerinde kapsam ve sınırların (“özü, temel unsurları, sınırları”[3]) belirlenmesini öngörmektedir.

B. Kişisel Verilerin Korunması ve E-Devlet Merkezli Model

Yönetmelik, yaş doğrulamasında kimlik tespiti yerine yalnızca yaş eşiğinin belirlenmesini esas almakta (m.5/3) ve belirtecin içeriğini yalnızca yaş grubu bilgisiyle sınırlamaktadır (m.7/1-b). Veri minimizasyonu ilkesinin bu şekilde açıkça benimsenmesi olumludur; platformların kimlik belgesi, yüz görüntüsü veya biyometrik veri toplamasının önüne geçilmesi, özel sektör eliyle büyük ölçekli kimlik verisi birikmesini engelleyecektir.

Bununla birlikte modelin kullanıcı belirteci e-Devlet’te kimliğini doğrulayarak üretildiği için, Başkanlık nezdinde belirteç ile kimlik arasında zorunlu olarak bir bağlantı doğmaktadır. Yönetmelik, belirtecin içeriğini sınırlamakla birlikte Başkanlığın;

  • hangi kişinin ne zaman belirteç ürettiğine ilişkin kayıt tutup tutmayacağını ve bu kayıtların saklama süresini,
  • platformların belirteci teyit ederken Başkanlık sistemine çevrim içi sorgu yapıp yapmayacağını; böyle bir sorgunun, hangi belirtecin hangi platformda kullanıldığını Başkanlık açısından görünür kılıp kılmayacağını,
  • belirtecin tek kullanımlık, platforma özgü veya süreli olup olmadığını,
  • elde edilen verilerin başka amaçlarla (örneğin erişim engelleme veya soruşturma süreçlerinde) kullanılmasının yasak olup olmadığını

düzenlememektedir.

Bu sorular, 7590 sayılı Kanunla içerik kaldırma, erişim engelleme ve bant daraltma yetkileri de devredilmiş olan Siber Güvenlik Başkanlığının aynı zamanda kimlik doğrulama altyapısını işletmesi karşısında ayrı bir önem kazanmaktadır. Aynı idarenin hem kullanıcıların sosyal ağ hesaplarına ilişkin doğrulama verisine hem de içerik üzerindeki müdahale yetkilerine sahip olması, kişilerin anonim ifade imkânı bakımından caydırıcı etki doğurabilecek bir yoğunlaşma yaratmaktadır.

Kanaatimizce Başkanlık tarafında kayıt tutulmayacağı (no-log), belirteç ile kimlik ve platform arasında bağlantı kurulamayacağı (unlinkability), amaç dışı kullanım yasağı ve bağımsız denetim güvencelerinin en azından Yönetmelik düzeyinde, tercihen kanunda yer alması daha yerinde olabilirdi. Ayrıca Yönetmelikte 6698 sayılı KVKKn’na hiçbir atıf bulunmaması da ayrıca dikkat çekicidir.

Bir diğer gerilim noktası, hizmet süresince yürütülecek “katmanlı yaş doğrulama” (m.6/3) ile çocuk hesaplarında profilleme yasağı (m.8/5-h) arasındadır. Doğrulanmış bir hesabın yaş aralığına aykırı kullanıldığına ilişkin “makul şüphe”nin tespiti, pratikte kullanıcı davranışından yaş tahmini yapılmasını, yani tüm kullanıcılar üzerinde bir tür dolaylı profilleme yürütülmesini gerektirecektir. Yönetmelik bu şüphenin hangi ölçütlerle oluşturulabileceğini tamamen sağlayıcının takdirine bırakmaktadır.

C. Ölçülülük: Yetişkin Kullanıcılar ve Anonimlik

Düzenlemenin meşru amacı, yani çocukların zararlı içerik, istismar ve bağımlılık riskinden korunması tartışmasızdır ve gereklidir; BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 3. maddesi ve Anayasanın 41. maddesi devlete bu yönde pozitif yükümlülük yüklemektedir. Ölçülülük incelemesindeki asıl soru, bu amaca ulaşmak için yetişkin kullanıcıların tamamının devlet altyapısı üzerinden doğrulamaya tabi tutulmasının gerekli ve orantılı olup olmadığıdır.

Yönetmelik, hesap oluşturan herkesin belirteçle doğrulanmasını (m.6/2) ve mevcut tüm hesapların 31.3.2027’ye kadar doğrulanmasını (geçici m.1) öngörmektedir. Hâlbuki geçici 1. madde, doğrulama sonucunda yalnızca çocuk hesaplarına ilişkin sonuçları düzenlemekte; doğrulama yapmayan yetişkin kullanıcıların hesaplarına ne olacağı sorusunu cevapsız bırakmaktadır. Uygulamada sağlayıcıların yükümlülük ihlali riskini bertaraf etmek için doğrulanmamış hesapları kapatması ya da kısıtlaması beklenmelidir. Bu durum, e-Devlet erişimi bulunmayan, buna güvenmeyen veya teknik imkânı olmayan yetişkinlerin ifade ve iletişim araçlarından dışlanması sonucunu doğurabilir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Ahmet Yıldırım/Türkiye (18.12.2012 T. B. No. 3111/10) kararında vurguladığı üzere internete erişim, ifade özgürlüğünün kullanılmasının temel araçlarından biri hâline gelmiştir; erişime genel nitelikte koşul bağlayan tedbirlerin bu nedenle sıkı bir gereklilik denetiminden geçmesi gerekir.

Karşılaştırmalı hukuk da bu noktada alternatif tasarımların mümkün olduğunu göstermektedir. Avustralya düzenlemesi, platformların yaş tespiti için kullanıcıları yalnızca resmî kimlik ibrazına zorlamasını yasaklayarak makul alternatiflerin sunulmasını şart koşmaktadır. Avrupa Birliği’nde ise Komisyon, yaş doğrulaması için kullanıcının yalnızca “eşiği aştığını” kanıtlayan ve kimliği hizmet sağlayıcıya ya da doğrulayıcıya açıklamayan gizlilik odaklı bir model üzerinde çalışmaktadır. Yönetmeliğin seçtiği tek kanallı ve devlet merkezli model ise platformlar karşısında yüksek bir mahremiyet koruması sunarken devlet karşısında aynı düzeyde bir güvence içermemektedir.

Ç. Kapsam ve Belirlilik Sorunları

  • Sosyal ağ sağlayıcı tanımı. Yönetmelik (m.4/1-e), 5651 sayılı Kanun’daki geniş tanımı tekrar etmekte; BTK’nın 2023 tarihli Sosyal Ağ Sağlayıcı Hakkında Usul ve Esaslarında yer alan, sosyal etkileşimin yalnızca ikincil veya yan bir hizmet olarak sunulduğu platformları tanım dışında bırakan istisnaya yer vermemektedir. Bu durumda yorum bölümü bulunan haber siteleri, forumlar, e-ticaret platformlarının değerlendirme alanları veya küçük ölçekli topluluk siteleri bakımından yükümlülüğün doğup doğmadığı belirsizdir. Erişim eşiği öngörülmemesi, yükümlülüğün küçük ve yerli sağlayıcılar üzerinde orantısız bir uyum maliyeti yaratması sonucunu da doğurabilecektir.
  • Türkiye’de mukim olmayanlar. Türkiye’de mukim olmayıp geçici olarak bulunan kullanıcılar kontrol mekanizmalarından “muaf” tutulmakla birlikte, Türkiye’de hizmetten yararlanabilmeleri için başvuru üzerine ve kimlik doğrulaması yapılmaksızın yalnızca pasaport bilgileriyle istisnai bir belirteç oluşturulacaktır (m.7/1-d). Kimlik doğrulaması yapılmaksızın üretilen bir belirtecin yaş doğrulama işlevini nasıl göreceği ve kötüye kullanıma karşı nasıl korunacağı açık değildir. Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının ve sınır ötesi erişimin durumu da belirsizdir.
  • Belirtecin devri. Belirtecin kullanıcı tarafından platforma “yüklenmesi” modeli, bir yetişkinin ürettiği belirtecin çocuğun hesabında kullanılmasına karşı bir güvence içermemektedir. Tek kullanımlık ve hesaba bağlı belirteç tasarımı, Başkanlıkça hazırlanacak rehbere bırakılmıştır.
  • Muğlak yasaklar. “Bağımlılık geliştirme etkisi doğurabilecek hizmet” (m.8/5-a) ve görsel içeriklerin “kaydırma, dokunma, tıklama veya benzeri kullanıcı hareketleriyle” ardışık sunulmasını sağlayan arayüz yasağı (m.8/5-ğ), lafzi yorumlandığında herhangi bir akışın gezinilmesini dahi kapsayabilecek genişliktedir. Amaçlanan sonsuz kaydırma ve otomatik oynatma tasarımlarının açıkça tanımlanması, yaptırım bakımından belirlilik ilkesinin gereğidir.

D. Ayrıştırılmış Hizmet Yükümlülüklerinin İçeriği

Yönetmeliğin 8. maddesi, çocuk hesapları bakımından “tasarım yoluyla ve varsayılan olarak gizlilik” yaklaşımını somutlaştıran isabetli hükümler içermektedir. Varsayılan gizli hesap sistemi, bugün artık çocukların güvenliği konusunda hayati önemde olan; yabancı kişilerden mesaj alınmaması, rehber senkronizasyonu yasağı, çocuk hesaplarının öneri sistemlerine konu edilmemesi ve profillemeye dayalı reklam yasağı, çocuklara yönelik çevrim içi istismarın bilinen risk vektörlerini doğrudan hedeflemektedir. Profillemeye dayalı reklam yasağının DSA’nın (AB Dijital Hizmetler Yasası) 28. maddesinin ikinci fıkrasıyla örtüştüğü de belirtilmelidir[4].

E. Ebeveyn Kontrolü ve Çocuğun Mahremiyeti

Yönetmelik, ebeveyn kontrol araçlarının gözetimden çok iletişim, öğrenme ve güçlendirme esasına dayanmasını ve çocuğun mahremiyetini orantısız biçimde ortadan kaldırmamasını öngörmekle (m.9/4-e) çocuk hakları perspektifinden olumlu bir ilke benimsemiştir. Ne var ki aynı maddenin üçüncü fıkrası, 5651 sayılı Kanunun yirminci fıkrasında sayılmayan “konum paylaşımına ilişkin” mekanizmaları ve “özellik ayarlarını” asgari içerik olarak eklemiştir.

Kanun metni ebeveyn kontrol araçlarının hangi mekanizmaları “içerdiğini” saymakta olup, Yönetmeliğin bu listeyi “asgari” olarak nitelendirip genişletmesi kanunun çizdiği çerçevenin ötesine geçildiği tartışmasını doğurabilir. Konum paylaşımına ilişkin mekanizmanın çocuğun kendi konum paylaşımının kısıtlanmasını mı, yoksa ebeveynin çocuğun konumunu izlemesini mi ifade ettiği de belirsizdir; ikinci yorum onbeş-onsekiz yaş grubu bakımından ağır bir mahremiyet müdahalesi niteliği taşır. Fakat tam da bu noktada yine güvenlik ve mahremiyet hakkından hangisinin hangi somut durumda üstün değer sayılacağı tartışması doğacaktır.

Öte yandan Yönetmelik, ebeveyn kontrol araçlarının yalnızca anne, baba veya vasi gibi çocuk hakkında karar verme yetkisini haiz kişilerce kullanılmasını öngörmekle birlikte (m.9/2), bu sıfatın nasıl doğrulanacağına ilişkin bir mekanizma kurmamaktadır. Yaş doğrulamasında e-Devlet altyapısını zorunlu kılan bir düzenleme, velayet/ vesayet ilişkisinin doğrulanmasında aynı altyapıdan mı yararlanacaktır veyahut burada doğacak bir açık, ebeveyn sıfatını taşımayan kişilerin çocuk hesapları üzerinde kontrol elde etmesi riskini de getirebilecek midir, soruları akla gelmektedir.

F. Usul Güvenceleri ve Yaptırım

İtiraz mekanizmasına ilişkin 10. madde Yönetmeliğin en güçlü hükümlerinden biridir. İtirazların tamamen otomatik sistemlerle incelenmemesi ve anlamlı insan incelemesine tabi tutulması, itiraz sonuçlanıncaya kadar verilerin silinmemesi, bildirimde Başkanlığa şikâyet ve yargı yolunun gösterilmesi ile yıllık şeffaflık bildirimi, hem idare hukukunun hem de veri koruma hukukunun temel güvenceleriyle ve keza AB Yapay Zeka Tüzüğü’nin insan gözetimi mekanizmalarıyla da uyumludur. Bununla birlikte itirazın “hızla” sonuçlandırılması gerektiği belirtilmiş, ancak azami bir süre öngörülmemiştir.

Yaptırım bakımından 11. madde, yaptırım öncesinde aykırılığın bildirilmesini ve makul süre verilmesini, yaptırımın belirlenmesinde ise aykırılığın ağırlığı, süresi, etkilenen çocuk sayısı ve iyi niyetli uyum çabasının dikkate alınmasını öngörmektedir. Bu ölçütler orantılılık ilkesine hizmet etmekle birlikte, Kanunun kademeli ve büyük ölçüde otomatik işleyen yaptırım sistemi karşısında idareye ne ölçüde takdir alanı tanıyabileceği tartışmalıdır.

Ayrıca Yönetmeliğin, hangi yükümlülüğün ihlalinin ek 4. maddenin hangi yaptırım fıkrasına bağlı olduğunu belirtmeyip “ilgili hükümler”e genel bir atıfla yetinmesi, idari düzenlemeyle ağır sonuçlar doğuran bir yaptırım rejiminde öngörülebilirliği zayıflatmaktadır.

G. Uygulama Takvimi ve Teknik Rehber

Yönetmelik; belirtecin teknik yapısını, formatını ve sağlayıcıların izleyeceği doğrulama sürecini, Başkanlıkça hazırlanarak sağlayıcılarla “paylaşılacak” bir rehbere bırakmıştır (m.12/1). Hem kullanıcıların kişisel verileri hem de sağlayıcıların yükümlülükleri bakımından belirleyici olan bu unsurların rehber niteliğinde bir idari metin ile öngörülmesi, hukuki güvenlik ilkesi ve Yönetmeliğin kendi şeffaflık ilkesi (m.5/5) ile bağdaşmayabilecektir[5]. Yürürlüğe yaklaşık üç hafta kala rehberin yayımlanmamış olması, 1.11.2026’dan itibaren açılacak yeni hesaplar bakımından uyumun fiilen imkânsız olabileceği bir geçiş dönemine işaret etmektedir.

V. Sonuç ve Öneriler

Yönetmelik, çocuk hesapları için varsayılan gizlilik, yabancılarla temasın sınırlandırılması, profillemeye dayalı reklam yasağı, ayrımcılık yasağı, erişilebilirlik ve anlamlı insan incelemesine dayalı itiraz gibi unsurlarıyla, çocukların çevrim içi ortamda korunmasına ilişkin güncel uluslararası yaklaşımların önemli bir kısmını Türk hukukuna aktarmaktadır. Nitekim dünyada da çocukların küresel sosyal medya gücü karşısında korunması gittikçe önem kazanmaktadır.

Buna karşılık düzenlemenin omurgasını oluşturan e-Devlet merkezli yaş doğrulama modeli, yetişkinler dahil tüm kullanıcıları etkilemesine rağmen asli unsurlarını kanundan değil yönetmelikten ve henüz yayımlanmamış bir teknik rehberden almaktadır. Bu nedenle düzenlemenin anayasal denetim ve idari yargı denetimi bakımından en zayıf halkası, çocuklara özgü hizmet kuralları değil, yaş doğrulama altyapısının veri koruma ve hesap verebilirlik güvencelerinden eksik biçimde kurgulanmasıdır.

Bu doğrultuda, düzenlemenin şu an elimizdeki hali ile; yaş doğrulama yönteminin temel unsurları, Başkanlık tarafında kayıt tutulmaması, belirteçle kimlik ve platform arasında bağlantı kurulamaması ve amaç dışı kullanım yasağının kanunla düzenlenmesinde, Kişisel Verileri Koruma Kurumu’nun denetim rolünün belirlenmesinde, E-Devlet yolunun yanında, kimliği hizmet sağlayıcıya ve doğrulayıcıya açıklamayan, bağımsız denetime tabi alternatif doğrulama yöntemlerine imkân tanınmasında, belirtecin tek kullanımlık, hesaba bağlı ve süreli olmasının düzenlenmesinde, teknik rehberin kamuya açık biçimde yayımlanmasında, doğrulama yapmayan yetişkin kullanıcıların hesaplarına uygulanacak sonuçlar ile Türkiye’de mukim olmayanlar ve yurt dışında yaşayan vatandaşlar bakımından uygulanacak rejimin açıkça belirlenmesinde, sosyal ağ sağlayıcı tanımına, sosyal etkileşimin yan hizmet olduğu platformları dışarıda bırakan bir istisna ve ölçeğe göre farklılaşan bir yükümlülük rejimi eklenmesinde, kamuya açık hesap ve canlı yayın yasaklarının, ebeveyn onayına bağlı kademeli bir rejime dönüştürülmesinde, “bağımlılık geliştirme etkisi” ve “ardışık sunum” kavramlarının daha ölçülebilir biçimde tanımlanmasında, ebeveyn sıfatının (velayet veya vesayet) nasıl doğrulanacağının belirli kılınmasında, suç ve cezaların kanuniliği gereği her yükümlülüğün ihlalinin hangi yaptırıma bağlandığının yasal düzenleme ile gösterilmesinde ve itirazların sonuçlandırılması için azami süre belirlenmesinde fayda olacağı değerlendirilmektedir.  

 

*** Bu yazı, 15.10.2026 tarihinde LexPeraBlogda yayınlanmıştır. Link;

https://blog.lexpera.com.tr/sosyal-ag-saglayici-tarafindan-cocuklara-ozgu-ayristirilmis-hizmet-sunulmasina-ve-yas-dogrulamaya-iliskin-yonetmelik-uzerine-bir-degerlendirme/


[1]Resmî Gazete, 10.10.2026, Sayı: 33396. Yönetmelik m.13 uyarınca yürürlük tarihi 1.11.2026’dır.

[2]7578 sayılı Kanun m.22 metni için bkz. Resmî Gazete, 1.5.2026, Sayı: 33240. Kanunun sosyal ağ ve oyun platformlarına ilişkin 22 ve 23. maddeleri yayımından altı ay sonra, yani 1.11.2026’da yürürlüğe girmektedir.

[3] ÖZGEN, Sümeyra, İdarenin Düzenleme Yetkisi ve Sınırı, Anayasa Mahkemesi Tarafından Belirlenen Ölçütler ve Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri, Danıştay Dergisi Yıl : 2022 Sayı : 154, s. 223 vd.

[4] AB Dijital Hizmetler Yasası (Digital Services Act)

“Madde 28

Çocukların çevrim içi korunması

1. Çocukların erişebildiği çevrim içi platform sağlayıcıları, hizmetlerinde çocukların yüksek düzeyde mahremiyet, emniyet ve güvenliğini sağlamak için uygun ve orantılı tedbirleri uygulamaya koyar.

2. Çevrim içi platform sağlayıcıları, hizmet alıcısının küçük olduğunu makul bir kesinlikle bildikleri durumlarda, hizmet alıcısının kişisel verilerini kullanarak Tüzük’ün 4. maddesinin (4) numaralı bendinde tanımlandığı şekilde profillemeye dayalı reklamları arayüzlerinde sunmaz.

3. Bu maddede belirtilen yükümlülüklere uyulması, çevrim içi platform sağlayıcılarını, hizmet alıcısının küçük olup olmadığını değerlendirmek amacıyla ilave kişisel verileri işlemek zorunda bırakmaz.

4. Komisyon, Kurula danıştıktan sonra, 1. paragrafın uygulanmasında çevrim içi platform sağlayıcılara yardımcı olmak üzere kılavuz ilkeler yayımlayabilir.”

[5] Bu tür rehberlerin “soft/ esnek hukuk düzenlemeleri” sayıldığı hakkında bir örnek; Fransız Danıştayı’nın (Conseil d’État), CNIL’in (Fransız Veri Koruma Kurulu), kılavuz formundaki düzenlemeleri eliyle, web sitelerinde çerezlerin reddedilmesi durumunda o web sitesine erişimin engellenmesini içeren “çerez duvarları”nı yasaklamasının hukuka aykırı olduğuna karar verdiği örnektir (https://www.conseil-etat.fr/actualites/actualites/le-conseil-d-etat-annule-partiellement-les-lignes-directrices-de-la-cnil-relatives-aux-cookies-et-autres-traceurs-de-connexion). Fransız Danıştayı, düzenleyici kurulların kılavuzları, rehberleri, yol haritaları gibi, aslında hiç kimse için bir hak ve yetki getirmeyen veya yükümlülük doğurmayan ve fakat ekonomik operasyon ve faaliyetlerin gerçekleştirilmesinde önemli bir fiili etkisi olan “soft/ esnek hukuk düzenlemeleri”nin, fazlasıyla esnek, genel ve muğlak ifadelerle yasak getiremeyeceğini söyleyerek düzenlemenin çerez duvarlarına ilişkin o kısmını iptal etmiştir. (KETİZMEN, Muammer – KART, Aslıhan, Kurul Kılavuzları ile Genişletilmiş Uygulama Alanı ve Fransız Danıştayı – CNIL Örneği, 22.06.2020, https://kvkgunce.wordpress.com/2020/06/22/kurul-kilavuzlari-ile-genisletilmis-uygulama-alani-ve-fransiz-danistayi-cnil-ornegi/)